Beyin hatalardan neden ders almaz?

Abone ol

google news logo
Giriş07 Ocak 2026

Bilgiye ulaşmak her zamankinden kolay olduğunu belirten uzmanlar, buna rağmen kişilerin aynı hataları tekrar etmesinin nedeninin çoğu zaman bilgi eksikliği değil, beynin çalışma biçimi olduğunu söylüyor.

Beynin bir durumu tehdit olarak algıladığında öğrenme devresini kapattığını ifade eden Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “İnsan bir yolda düştüyse, ya o yoldan bir daha geçmez ya da geçerse daha temkinli olur. Beyin normal şartlarda bunu öğrenir. Ancak bazı durumlarda bu mekanizma çalışmaz.” dedi.

Psikolojik güvenliğin olmadığı ortamlarda hatalardan ders çıkarmanın zorlaştığını kaydeden Prof. Dr. Eryılmaz, bazı hataların arkasında fark edilme ve değer görme gibi gizli ihtiyaçların yer aldığını vurguladı. Her hatanın olumsuz olmadığını, bazılarının içsel dönüşümün ve farkındalığın işareti olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Eryılmaz, beynin öğrenebilmesi için doğru ortam, şefkat ve güvenin şart olduğuna işaret etti.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, insanların hatalardan neden ders çıkaramadığı ve bunun beynin işleyişi, psikolojik güvenlik ve karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarla nasıl ilişkili olduğu hakkında açıklamalarda bulundu.

Hatalardan ders çıkarmak hayati bir beceri!

Günümüzde bilgiye ulaşmanın çok kolay olduğunu dile getiren Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Hatta bir dönem ‘bilgi ekonomisi’nden söz ederken, bugün artık asıl meselenin bilgiyi pratiğe dökebilmek olduğu bir evreye geldik.” dedi.

Bilmenin hâlâ kıymetli olduğunu ancak bildiğini hayata geçirebilmenin çok daha değerli hâle geldiğini kaydeden Prof. Dr. Eryılmaz, “Buna rağmen çoğu zaman aynı hataları tekrar tekrar yapabiliyoruz. Kendimize kızıyor, ‘bir daha yapmayacağım’ diyoruz ama benzer durumlarda yine aynı davranışı sergilediğimizi fark ediyoruz. Oysa hatalardan ders çıkarmak hayati bir beceridir. İnsan bir yolda düştüyse, ya o yoldan bir daha geçmez ya da geçerse daha temkinli olur. Beyin normal şartlarda bunu öğrenir. Ancak bazı durumlarda bu mekanizma çalışmaz.” şeklinde konuştu.

Beyin bir durumu ‘tehdit’ olarak algıladığında, öğrenen beynin devresi kapanıyor!

Hataları analiz eden, anlamlandıran ve strateji geliştiren yapının beyin korteksi olduğunu aktaran Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Korteks, öğrenen beyindir. Ancak bu yapının hemen altında, tehlikeye duyarlı olan duygusal beyin bulunur. Beyin bir durumu ‘tehdit’ olarak algıladığında, bu duygusal merkez hızla devreye girer ve öğrenen beynin adeta fişini çeker. Bu durumda; öğrenme modu kapanır, savunma ve refleks davranışlar artar, stres hormonları (özellikle kortizol) salgılanır. Kortizol öğrenmeyi daha da zorlaştırır. Yani kişi hatayı yaşadığı anda, tam da ders çıkarılması gereken noktada, beyin öğrenmeye kapalı hâle gelir.” açıklamasını yaptı.

Bazı hataların kaynağı psikolojik ihtiyaçlar!

Araştırmaların, özellikle kurumlarda psikolojik güvenlik olan ortamlarda insanların hatalardan daha fazla ders çıkarabildiğini gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Eğer kişi hata yaptığında cezalandırılacağını, eleştirileceğini ya da dışlanacağını düşünüyorsa, beyin bu durumu tehdit olarak algılar ve öğrenme azalır.” dedi.

Beynin, bulunduğu ortamın güvenli mi yoksa tehditkâr mı olduğuna sürekli karar verdiğine işaret eden Prof. Dr. Eryılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı hataların arkasında gizli psikolojik ihtiyaçlar vardır. Örneğin eve yeni bir kardeş geldiğinde, büyük çocuğun daha önce yapmadığı davranışları sergilemesi bir ‘hata’ gibi görünür. Oysa bu davranışlar çoğu zaman şu soruyu taşır; ‘Hâlâ seviliyor muyum? Değerli miyim?’

Bu durum yetişkinlikte de devam eder. Bazı kişiler ilişkilerinde sürekli test eder, kovalar, tekrar tekrar aynı hataları yapar. Özür diler, ‘bir daha yapmayacağım’ der ama davranış değişmez. Çünkü altta yatan değer görülme, fark edilme, sevilme ihtiyacı karşılanmamıştır.

Sadece başarılı olduğunda sevildiğine inanan, sadece çok çalıştığında değerli olduğunu düşünen ya da aşırı fedakâr olan kişilerde de benzer bir döngü görülür. Karşılık alamadıklarında yoğun hayal kırıklığı, suçluluk ve öfke yaşarlar. Aslında bu hatalar, sınır koyma ve ihtiyaç ifade etme konusundaki bir bilgi eksikliğine işaret eder.”

Her hata kötü değildir, bazıları yeni bir farkındalığın kapısını aralar!

Beynin, geçmişte işe yaramış bir davranışı değiştirmeye dirençli olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Örneğin çocukken sessiz kaldığınızda daha az azar işittiyseniz, bu strateji sizi korumuştur. Beyin bunu kaydeder ve yetişkinlikte de benzer durumlarda aynı davranışı sürdürür.” dedi.

“Kişi bir hata sonrası durup düşünmüyorsa, davranışını sorgulamıyorsa, beyin ‘bu işe yarıyor’ diyerek onu tekrarlar.” Prof. Dr. Eryılmaz, “Bazı hatalar ise kişinin artık değiştiğini gösterir. Daha önce rahatsız olmayan bir durum şimdi suçluluk ya da pişmanlık yaratıyorsa, bu içsel bir dönüşümün işaretidir. Bu yüzden her hata kötü değildir; bazıları yeni bir farkındalığın kapısını aralar.” değerlendirmesini yaptı.

Beyin hatalardan ders çıkarma kapasitesine sahip; önemli olan, ona doğru ortamı sağlamak!

Hatalardan ders çıkarabilmek için önce beyni tanımak gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Öğrenen beyin devresini aktif tutmak esastır.” dedi.

Hata karşısında yapılabilecek ilk ve en kolay şeyin ‘nefes almak’ olduğunu aktaran Prof. Dr. Gül Eryılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Derin nefes, beyne oksijen taşır ve tehlike algısını küçültür. Tehlike azaldıkça öğrenme devresi yeniden açılmaya başlar. Su, doğal bir sakinleştiricidir. Dikkat ve öğrenme ile doğrudan ilişkilidir. Kendine kızmak, ‘bir daha yapmayacaksın!’ gibi iç konuşmalar öğrenen beyni kapatır. Bunun yerine ‘şu an değerlendirmek için doğru zamanda değilim, sonra bakacağım’ demek öğrenmeyi korur.

Bir diğeri topraklamadır. Topraklama demek ayaklarınızı yere koyduğunuzu hissetmek demektir. Etrafınıza bakmak, gördüklerinizi ve duyduklarınızı fark etmek dikkati şimdiye getirir. Beyni geçmiş hatalardan ve gelecek kaygılarından uzaklaştırır. Uyku sırasında beyin hataları ayıklar, toksinleri temizler ve yeni yollar oluşturur. Uykusuzluk sadece yorgunluk değil, zihinsel kirlenme yaratır. Hata sonrası dopamin azalır; her şey tatsızlaşır. Yürüyüş ve soğuk uygulamalar dopamini artırarak öğrenmeyi destekler.

Hatalardan ders çıkarmak; şefkatten, güvenli ilişkilerden ve kendini yenileyebilmekten geçer. Beyin zaten hatalardan ders çıkarma kapasitesine sahiptir. Önemli olan, ona doğru ortamı sağlamaktır.”