Biyoteknoloji Vadisi ve Üsküdar Üniversitesi arasında stratejik iş birliği

Abone ol

google news logo
Giriş13 Şubat 2026

Akademik bilgi birikiminin biyoteknoloji ekosistemiyle daha güçlü bir etkileşim içinde olması hedefiyle Üsküdar Üniversitesi ve Biyoteknoloji Vadisi arasında ‘Stratejik İş Birliği Protokolü’ imzaladı. Protokol kapsamında üniversite sanayi iş birliğinin kurumsal bir zeminde derinleştirilmesi, öğrencilerin üretim ve AR-GE süreçlerine daha erken aşamada entegre edilmesi, ortak proje kültürünün yaygınlaştırılması ve biyoteknoloji alanında nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Merkez Yerleşke Senato salonunda düzenlenen protokol törenine Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, BİYOSAD ve BİOSB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ercan Varlıbaş, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Muhsin Konuk, Genel Sekreter Asil Barış Bağ, akademisyenler ile Biyoteknoloji Vadisi yöneticileri katıldı.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Biyoteknoloji Vadisi Türkiye’nin geleceği için önemli”

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan Biyoteknoloji Vadisinin Türkiye’nin geleceği için önemli bir adım olduğunu söyledi. Projenin somut adımlarla ilerlemesinin önemine dikkat çeken Tarhan, iş birliğinin önemini vurguladı. Tarhan; “Biyoteknoloji Vadisini dolaştığımızda ben çok heyecanlandım. İş somut adımlarla gidiyor, sadece teoride kalmıyor. O iradeyi de gördükten sonra ben Biyoteknoloji Vadisi’nin Türkiye’nin geleceği için çok önemli olduğunu gördüm. Mühendislik, sağlık ve davranışı birleştirmek, davranış bilimleri bizim tematik hedefimizdi. Şimdi genetik bilimle yapay zeka birleşince insan davranışının sırlarını, hastalıkların kökenini ve genetik müdahalenin kapıları açılıyor. Yeni bir ilaç çıkarma modeli ortaya çıktı, gen ifadesini değiştirerek biyoteknolojik ilaçlar ortaya çıkıyor. Mühendislikle, tıpla genetiği birleştiren bu nokta, tıbbın geleceği buna gidiyor. Biz endüstri devrimini kaçırdık ama bu yapay zeka devrimini kaçırmayalım. Yapay zeka ile genetik bilimleri, davranış bilimlerini birleştirmemiz lazım. Bu vadi de projesi olan, farklı düşünen, aykırı düşünen, zihinsel isyanı ve zihinsel itirazı olan kişilerle olur. Türkiye'de bu potansiyele sahip çok kişi var. Bütün iş yol açmak ve zemin hazırlamak.” şeklinde konuştu.

“Amatör ruhla profesyonel yöntemler birleşmeli”

Üniversite olarak proje odaklı bir eğitim modelini benimsediklerini ve sanayi iş birliğiyle bilginin ürüne dönüşmesinin önemli olduğunu kaydeden Tarhan; “Biyoteknoloji Vadisi profesyonel yöntemler ve bilimsel metodoloji kullanıyor, bunu amatör bir ruhla yapmaya çalışıyor. Amatör ruhla profesyonel yöntemler birleşirse bu çalışma gelişecek, ilerleyecektir. İkisi birleşmezse yavaşlarız, yarım kalırız. Üniversite olarak vizyonumuzun ortak olduğu, aynı amaç için benzer hareket şekliyle hareket eden farklı kurumlar bir araya geldiğinde iş yürüyor. Ortak hedefte, ortak yöntemlerle gidebilir. Önümüzdeki 10 yıllarda hücresel tedaviler, kök hücreler ve biyoteknolojik ürünler tamamen bilginin ürüne dönüşmesi haline gelecek. Bu da sanayi iş birliğiyle olabilecek bir şey. Sanayinin bu konuda, Türkiye'deki karar vericilerin bu vizyona sahip olması bizi çok sevindirdi.” dedi.

Prof. Dr. Nazife Güngör: “Üretilen bilginin mutlaka kampüs dışına taşması gerekiyor”

Prof. Dr. Nazife Güngör yeni nesil üniversitelerin toplumsal fayda ve sanayi ile iç içe olması gerektiğinin altını çizdi. Biyoteknoloji Vadisi ile gerçekleştirilen iş birliğinin bu vizyonun bir parçası olduğunu belirten Güngör; “Üretilen bilginin mutlaka kampüs dışına taşması ve kampüs dışıyla birlikte bilgi üretimi yapılması gerekiyor. Çünkü ancak o zaman gerçeğe dokunabiliyorsunuz. Ancak o zaman toplumun gerçek ihtiyaçlarını görebilmek ve onlara cevap vermek söz konusu oluyor. Dolayısıyla bu iş birliği bu açıdan da önemli. Hem sizlerle birlikte küresel düzeyde bir vizyon oluşturmak hem dünyanın ve insanlığın ihtiyaçları hem de toplumun ihtiyaçları açısından birlikte bilgi üretmek, üretilen bilgiyi uygulamaya dönüştürme misyonumuz çerçevesinde de çok önemli çalışmalar yürütüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Dr. Ercan Varlıbaş: “Biyoteknolojide ilk 10 hedefi; tüm paydaşlar aynı vizyon etrafında buluşması ile mümkün” 

Biyoteknolojide ulaşılmak istenilen hedeflerin tüm paydaşların aynı vizyon etrafında buluşması ile mümkün olacağını belirten BİYOSAD ve BİOSB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ercan Varlıbaş; “Biyoteknoloji Vadisi olarak uzun süredir kararlılıkla sürdürdüğümüz akademi sanayi entegrasyonunu yeni iş birlikleriyle güçlendirmeye devam ediyoruz. Üsküdar Üniversitesi ile imzaladığımız bu protokol, biyoteknolojide küresel ölçekte söz sahibi olma vizyonumuzun somut adımlarından biridir. Türkiye’nin biyoteknoloji alanında ilk 10 ülke arasına girme hedefi, ancak tüm paydaşların aynı vizyon etrafında buluşması ve birlikte üretmesiyle mümkündür. Biz de Biyoteknoloji Vadisi’nde akademiyi, sanayiyi ve genç yetenekleri aynı ekosistem içinde bir araya getiriyoruz. Bilimsel çıktının raflarda kalmadığı, ürüne, ticari çıktıya ve en önemlisi de ülkemiz için bir değere dönüştüğü bir model inşa ediyoruz.” dedi. 

“Biyoteknoloji vadisi bilgiyi ekonomik değere dönüştüren bir ekosistemdir”

Akademi sanayi iş birliklerinin Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim yolcuğunun önemli bir parçasını olduğunu belirten Dr. Ercan Varlıbaş; “Bölgenin en büyük Vadi oluşumu olarak ortaya koyduğumuz vizyon; yalnızca fiziki bir kümelenme değil, bilgi üreten, teknoloji geliştiren ve bu bilgiyi ekonomik değere dönüştüren bütüncül bir ekosistemdir. Üniversitelerle kurduğumuz iş birlikleri sayesinde öğrencilerimizin üretim ve AR-GE süreçlerinin doğal bir parçası haline gelmesi sağlanırken, sanayicilerimizin için de üretim ve iş gücü kapasitesini de güçlendiriyoruz” şeklinde konuştu. 

Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel: “Genç araştırmacılara ilham olacak stratejik bir iş birliği”

Biyoteknoloji alanının savunma sanayi kadar stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, iş birliğinin katma değerine dikkat çekti. Ergüzel; “Biyoteknoloji, savunma sanayi kadar stratejik bir alan. Hakikaten dünya üzerindeki biyoteknoloji odaklı yatırımlara bakıldığı zaman, 2030 yılında bu pazarın 3.2 trilyon dolar mertebesinde olması bekleniyor ki; Biyoteknoloji İhtisas Organize Sanayi Bölgemizin de 20 bin nitelikli istihdam ve yıllık 15 milyar dolar ihracat hedefi var. Dolayısıyla bu aslında hem ülkemizin stratejik anlamda önceliklerinden birisi, hem de kurumsal anlamda bizim sağlık, doğa bilimleri, mühendislik, biyoteknoloji, nörobilim gibi multidisipliner alanlarda gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerimiz sebebiyle her iki kurumun önceliklerinin örtüştüğünü düşünüyorum. Bu fırsatın ürüne dönüşmesi, netice vermesi ve ülkemize katkı sağlamasını arzu ediyoruz. Dolayısıyla bu ortaklığın aslında ülkemiz adına bir katma değer oluşturması, genç nesil araştırmacılara da ilham olması, kaynaklar açmasını arzu ediyoruz. Memleketimizin bu kadar stratejik bir alanda, Avrupa'nın ve Asya'nın en büyük biyoteknoloji merkezi olması hedefini takdirle karşılıyoruz. Üniversite olarak üzerimize düşen görevde süreç içerisinde yer almaktan memnuniyet duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Muhsin Konuk: “2027 yılında SMA’nın ilacını uygulamaya başlayacağız”

İş birliği protokolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Muhsin Konuk, üniversite-sanayi iş birliğinin Türkiye’nin geleceği için taşıdığı stratejik önemi vurguladı. Konuk; “Üniversite-sanayi iş birliği konusu hakikaten Türkiye’nin uzun süre kaçırdığı ve bir türlü gerçekleştiremediği konulardan bir tanesiydi. Umarım ülke olarak yazılım ve biyoteknoloji fırsatını, trenini kaçırmayız. Eğer biz bunu kaçırmazsak hakikaten belirli bir zaman sonra nasıl şu anda savunma sanayi ve uzay sanayinde geldiğimiz nokta herkesi gıptayla baktırıyor bize. Ümit ediyorum biz bu fırsatı kaçırmazsak gelecek 10 yıl sonra veya belki 15 yıl sonra Türkiye gerçekten dünyada gözünün içine bakılan, parmakla gösterilen ve sözü dinlenen bir ülke haline gelecek. Ben buna inanıyorum ve bunu bir ‘kızıl elma’ olarak da bu ülkenin bir bilim insanı olarak hedef koydum. Türkiye’de üretimi gerçekleştirmek benim için bir ideal haline gelmişti. Araştırma merkezlerimizi ‘Hub’lar şeklinde kurarak ve sanayiye yönelik doktora çalışmalarını artırarak bu süreci hızlandırmalıyız. İnşallah 2027 yılında SMA’nın ilacını uygulamaya başlayacağız, bunu her yerde söylüyorum. Bu iş birliğinin ülkem adına, milletim adına, bayrağım adına hayırlara vesile olmasını diliyorum.” şeklinde konuştu.

‘Stratejik İş Birliği Protokolü’ imzalandı

Daha sonra ‘Stratejik İş Birliği Protokolü’ imzalandı. Protokol kapsamında üniversite sanayi iş birliğinin kurumsal bir zeminde derinleştirilmesi, öğrencilerin üretim ve AR-GE süreçlerine daha erken aşamada entegre edilmesi, ortak proje kültürünün yaygınlaştırılması ve biyoteknoloji alanında nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesi amaçlandı.

Protokol töreni toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

Dr. Varlıbaş ve beraberindeki heyet laboratuvarları gezdi

Törenin ardından Dr. Ercan Varlıbaş beraberindeki heyet Üsküdar Üniversitesi’nin bilimsel çalışmalarını yürüttüğü Klinik Farmakogenetik Laboratuvarı, Deney Hayvanları Laboratuvarı, Transgenik Hücre Teknolojileri ve Epigenetik Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER), Kognitif Nörobilim Laboratuvarı ve Nöropazarlama Araştırma Laboratuvarını gezerek ilgililerden bilgi aldı.