Şifayı sahte otlarda aramayın!

Abone ol

google news logo
Giriş16 Ocak 2017
Güncelleme10 Nisan 2023


Şifayı sahte otlarda aramayın!

Soğuk algınlığından zayıflamaya kadar birçok alanda ve bazı hastalıkların tedavisinde kullandığımız bitkiler ne kadar doğru? Aktarlardan 7 bitki aldık. Laboratuvarda yapılan analizler sonunda anladık ki, şifayı ya sahte ya da hatalı bitkiyle arıyoruz.Son dönemin en popüler tedavi yöntemi fitoterapi; yani bitkisel tedavi. Özellikle internette bu alanda teyide muhtaç çok fazla bilgi var. Konunun uzmanlarına neredeyse her gün yenileri ekleniyor ve televizyonlardan sürekli bitkisel kür tarifleri yapılıyor. Kimi ekranda bitkilerle zayıflama, kimi kanseri iyileştirme vaadi veriyor. Tüm bu reçetelerin kökeninde ise bitki yatıyor. Peki bitkiler ne kadar doğru? Bunu Üsküdar Üniversitesi’nde fitoterapi dersleri veren Doğal Tıp Uzmanı Şaduman Karaca’yla araştırdık.Mısır Çarşısı’na, toptancılara ve aktarlara gidip 7 bitki aldık ve anladık ki şifayı ya sahte ya da hatalı bitkiyle arıyoruz. Bunu, alanın uzman isimlerinden Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Fitoterapi ve Farmakognozi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada’nın deneyimleri de destekliyor. Yeşilada, doktora çalışmaları için aktarlardan alınan bitkilere dair sonuçları oluşabilecek tepki nedeniyle yayınlamaya çekindiklerini anlatıyor.

Süs bitkisi çıktı

Berlin’deki Fitoterapi Enstitüsü’nde 4 yıl fitoterapi; Patasophia Doğal Tıp Okulu’nda da 3 yıl homeopati eğitimi alan Şaduman Karaca, Almanya’da bitkisel tedavi alanında muayenehane açarak bir süre hasta baktı. Sonrasında Türkiye’ye dönerek Türkiye’nin zengin florasında çalışmalar yürüten Karaca, Üsküdar Üniversitesi’nde fitoterapi dersleri veriyor. Ancak Karaca ve öğrencilerinin en çok zorlandığı şey, Türkiye gibi endemik bitki türü cenneti bir ülkede doğru bitkiye ulaşmak. Bu yakınmanın nedenlerini pazarda araştırdık.
Şaduman Karaca’yla kentin en ünlü bitki ve baharat çarşısı olan Mısır Çarşısı’ndan ve İstanbul’daki muhtelif aktarlardan fitoterapide kullanmak üzere bitki alışverişi yaptık. Mısır Çarşısı’nda girdiğimiz herhangi bir dükkandaki satıcıya “Oğulotu” olarak da bilinen Melisa (Melissa Officinialis) satın almak istediğimizi söyledik.

Satıcı, bize üzerinde Melisa yazan paketlenmiş bir bitki getirdi. Açık halde satın almak istediğimizi belirtsek de görevli, Tarım Bakanlığı’nın açık baharat satışına yasak getirdiğini, o yüzden artık paketli satışların yasal olduğunu söyledi. Paketli ürünü alarak laboratuvarda incelediğimizde ise aslında satın aldığımız ürünün Melisa değil Limon Çalısı (Aloysia triphylla) olduğunu gördük.

Yüzde 1’i satılabilir

Karaca’ya göre iki bitkinin sadece limoni kokusu ile sakinleştirici etkisi ortak. Melisa’nın çoğunlukla sakinleştirici ve rahatlatıcı etkisi nedeniyle kullanıldığını ve limon çalısına göre çok daha kuvvetli bir bitki olduğunu anlatan Karaca, “Diğeri ise aslında bir süs bitkisi. Çok iyi aktarlarda bile Melisa otu yerine limon çalısı veriliyor halka. Fitoterapi eğitimi aldığını belirten doktorlar da televizyonlarda ‘Sakinleşmek için Melisa için’ derken elinde limon çalısını tuttuğunun farkında değil. Biz de Türkiye’de birçok bitkinin gerçeğini bulmakta sıkıntı yaşıyoruz. Şu an piyasadaki bitkilerin etken madde değer analizleri yapılsa tahmin ediyorum ki, aktarlarda satılan ürünlerin sadece yüzde 1’i satışta kalır” diyor.

Şifayı sahte otlarda aramayın! 2Kokusundan anlaşılıyor

Yine Mısır Çarşısı’ndan ‘Özellikle “Tıbbi papatya” (matricaria recutita) istiyoruz’ diyerek aldığımız ürünün ise laboratuvarda Rumi papatya (matricaria nobile) olduğunu anlıyoruz. Papatyayı eline aldığında ‘Resmen yol kenarından toplanmış papatya bu’ yorumunu yapan Karaca, 3 yıl önce satın aldığı tıbbi papatyayla aldığımız ürünü yan yana koyuyor. Tıbbi papatya el sürer sürmez dağılıyor ve çok keskin bir koku yayıyorken, diğer papatyada hiç koku olmaması ve çiçeğinin diğerine göre çok büyük olması dikkat çekiyor.

Bitkiyi tanıyan birinin ikisi arasındaki ayrımı yapabileceğini ancak halkın ve aktarların çok büyük bölümünün bu bilgilere haiz olmadığını kaydeden Karaca, aslında her iki bitkinin de farklı kullanım özellikleri olduğunu anlatıyor: “Tıbbi papatya benim için en kutsal bitkilerden biri. Esas işlevi spazm çözücü etkisi. Rahim ve regl krampları gibi kramplar için kullanılması gerekir ve çok etkilidir. Ama televizyonlarda insanlara uykusuzluk için öneriliyor. Oysa ki hiç ilgisi yok. Uykusuzluk çeken bir insan bu öneriye kanıp gidip aktardan tıbbi papatya istiyor. Ama onu nasıl kullanacağıyla ilgili hiçbir bilgisi yok. Zaten aktardan aldığı da büyük olasılıkla rumi papatya oluyor. Uykusuzluk için onu kullanıyor ama bol bol yemek yemeye başlıyor. Çünkü o bitki iştah açıyor. Özellikle çocuklarda iştahsızlık varsa rumi papatya önerilir. Ama o kadar yanlış bilgilerle yanlış ürünler kullanılıyor ki şifa bulmak için bitkiye yönelen insanlar sağlıklarından olma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.”

Papatyadan zehirli madde çıktı

Sahte veya yanlış bitkiden Prof. Dr. Erdem Yeşilada da muzdarip. Karşılaştığı örneklerden sonra aktarlara güveninin sıfır olduğunu belirten Yeşilada, “Mezuniyet çalışmalarında ve yüksek lisans ile doktora çalışmalarında aktarlardan ürünler alıp analizlerini yaptık ama bunları yayınlamadık. Bir çalışmamızda piyasadan 25 tane “Melisa” örneği aldık hiçbiri Melisa çıkmadı. Hepsi limon çalısıydı. Papatyayla ilgili doktora tezi yaptık. 25 tane aktara gidip tıbbi papatya almak istedik. Aldıklarımızın hiçbiri tıbbi papatya değildi. Hatta “rumi papatya” bile değildi. Onu verseler öpün başınıza koyun. Çünkü o da gerçek papatyadır. Verdikleri papatyanın zehirli bir türüydü. Analiz ettiğimizde bitkide karaciğerde büyüme ve karaciğer hasarına neden olacak pirozoin alkolitleri taşıyan madde çıktı içeriğinde. Mesela Hıfzısıhha’da papatya zehirlenmesi vakaları var. Sizce bu neden kaynaklı olabilir. Papatya zehirler mi? Gerçek papatyayı ben torunum doğduğunda gazını alması için verdim. Aktarlardan aldık gördük ki, içinde hiçbirinin etken maddesi bulunmadığı gibi zararlı maddelerle dolu.”

Lavantada ‘kanserojen’ etki

Çarşıdan aldığımız bir diğer ürün ise lavanta(lavandula angustifolia). Lavantanın 2 çeşidini alıyoruz. Biri kapalı kutuda diğeri ise aslında tezgahta daha çok süs olarak durduğu belli olan lavantayı. Kapalı kutudakinin rengi griye yakın iken diğerinin mora yakın olması dikkat çekiyor. İkisinin de aynı tür lavanta olduğunu ancak gri olanın güneşte kurutulduğunu belirten Karaca, “Gölgede kurutulanın rengi mora yakın. Bunu süs için evlere koku vermesi amacıyla satıyorlar. Piyasada böylesini bulmak özellikle aktarlarda pek mümkün değil ama asıl doğru olan ve kullanılması gerekeni bu. Rengi mora yakın olan ve keskin bir kokusu olan lavantadan 100 birim etki alınıyorsa diğerinden ya
1 birim etki alınabilecek ya da güneşe aşırı maruziyetten dolayı zararlı hale gelecek. Çünkü güneşte kurutulması kanserojen etki yaratıyor” dedi.

Yanlış kullanım delirtir

Karaca, lavantanın yanlış kullanımına yönelik de şu uyarıyı yapıyor;  “Çoğunlukla karaciğer detoksu için öneriliyor ama bu çok tehlikeli. Çünkü lavanta sinirleri aşırı şekilde uyaran bir etken maddeye sahip. Karaciğer yağlanmasına karşı aşırı kullanımı insanı delirtebilir. Çayını bile önermem ben. Biz daha çok lavantanın aromatik etkisiyle çalışıyoruz. Lavanta zaten aromaterapinin çıkış noktası. Yara iyileştirici, iz kapatıcı bir etkisi var. Bazıları da ‘Lavanta yağını çocuklarınıza verin, burun tıkanıklığının giderilmesine ve solunum yolunun rahatlamasına etkisi olur’ diyor. Oysa ki çok hassas bir şekilde kullanılmalı lavantanın gerçek uçucu yağı. Gerçek diyorum çünkü piyasada 10-20 liraya satılanlar gerçek lavanta yağı değil. Gerçek yağı mesela
1 oda için kullandığınızda 1 damla yeterli. Bunu çocuklara verip koklayın demek, o çocukların sinir sistemlerinde istenmeyen etkilere neden olabilir. Lavantayı çok dikkatli kullanmak gerekiyor. Sarı kantaron da aynı lavanta gibi yığınsal şekilde yanlış kullanılıyor. Oysa ki felce varan etkileri var.”

MİLLİYET