Kanal tedavisi dişin ömrünü uzatıyor!

Abone ol

google news logo
Giriş03 Şubat 2026

Kanal tedavisinin, enfeksiyonlu dişin çekilmeden ağızda sağlıklı şekilde korunmasını amaçladığını belirten uzmanlar, bu nedenle önemli bir tedavi yöntemi olduğunu söylüyor. 

Tedavi sürecinde dişin uyuşturularak sinir dokusunun temizlendiğini aktaran Endodonti Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Vahide Hazal Abat, “Kanal boşlukları detaylı şekilde dezenfekte edilir. Kanallar, kök ucuna kadar biyo-uyumlu dolgu materyalleriyle doldurulur.” dedi. Tedavi sonrası ilk günlerde ağrı ve hassasiyetin normal kabul edilirken, şiddetlenen ya da geçmeyen şikâyetlerde mutlaka diş hekimine başvurulması gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Abat, bazı vakalarda enfeksiyonun tekrarlayabileceğini ve kanal tedavisinin yenilenmesi ya da cerrahi müdahalelerin gündeme gelebileceğini ifade etti.

Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Endodonti Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Vahide Hazal Abat, kanal tedavisinin nasıl uygulandığı, tedavi sonrası normal ve riskli durumlar ile hangi durumlarda yeniden tedavi veya cerrahi müdahalenin gerekebileceği hakkında bilgi verdi.

Kanal tedavisi, enfeksiyonlu dişi kurtarmayı hedefler!

Kanal tedavisinin, dişin iç dokularında meydana gelen enfeksiyonların ortadan kaldırılması ve dişin ağızda sağlıklı şekilde korunması amacıyla uygulanan bir tedavi yöntemi olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Vahide Hazal Abat, “Tedavi sürecine başlamadan önce ilgili diş lokal anestezi ile uyuşturulur.” dedi.

Ardından kavitenin (diş çürüğünün gözle görülür hale geldiği aşama) açılarak dişin iç kısmındaki sinir dokusunun uzaklaştırıldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Abat, “Kanal boşlukları detaylı şekilde dezenfekte edilir ve özel materyaller kullanılarak şekillendirilir. Bu işlemlerin ardından kanallar, kök ucuna kadar biyo-uyumlu dolgu materyalleriyle doldurulur. Kanal tedavisinin tamamlanmasını takiben, dişin fonksiyonunu ve dayanıklılığını artırmak amacıyla dolgu ya da kaplama gibi restoratif işlemler uygulanır.” şeklinde konuştu.

Tedavi sonrası beklenmeyen durumlarda diş hekimine başvurulmalı! 

Kanal tedavisinin ardından özellikle ilk günlerde ağrı veya çiğneme sırasında hassasiyet gibi şikâyetlerin görülmesinin oldukça normal olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Vahide Hazal Abat, “Bu semptomların zamanla azalarak kaybolması beklenir.” dedi.

Dr. Öğr. Üyesi Abat, ağrının geçmemesi, giderek artması, gece uykudan uyandıracak şiddete ulaşması, yüzde şişlik, apse ya da iltihap belirtilerinin ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden diş hekimine başvurulması uyarısında bulundu.

Dişlerin karmaşık kanal yapısı, kanal tedavisini zorlaştırabiliyor! 

Her dişin kendine özgü morfolojik ve anatomik bir yapıya sahip olmasının, kanal sisteminin bazı durumlarda oldukça kompleks olmasına neden olabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Vahide Hazal Abat, “Bu karmaşık yapı nedeniyle kanalların tamamına yeterli şekilde ulaşılamaması söz konusu olabilir.” dedi.
Böyle durumlarda kanal içinde bakteri kalması ya da yeniden bakterilerin çoğalması sonucu enfeksiyon gelişebileceğini ve kanal tedavisinin tekrarlanması gerekebileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Abat, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kanal tedavisinin yenilenmesinin mümkün olmadığı vakalarda ise rezeksiyon gibi cerrahi müdahaleler gündeme gelir. Hem kanal tedavisinin tekrarlanmasının hem de cerrahi girişimin mümkün olmadığı durumlarda ise son seçenek olarak diş çekimi değerlendirilebilir.

Kanal tedavisi sonrasında ortaya çıkan şikâyetlerde hastanın kendi kendine ilaç kullanması sakıncalı olabilir. Özellikle antibiyotik kullanımı mutlaka hekim kontrolünde ve önerisi doğrultusunda yapılmalı. Aksi halde hem tedavi süreci olumsuz etkilenebilir hem de gereksiz ilaç kullanımı çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir.”