Prof. Dr. Tarhan: “Değerler kişiye gideceği yeri gösterir”

Abone ol

google news logo
Giriş27 Nisan 2021
Güncelleme10 Nisan 2023

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ankara Diyanet İşleri Başkanlığı’nın daveti üzerine bünyesinde görev alan rehber öğretmenlerle bir araya geldi. Zoom üzerinden gerçekleşen “Değerler Psikolojisi ve İnsan” konulu programda Tarhan; “Değerler kendilerini göstermezler, insana gidecekleri yeri gösterirler.” dedi. 


“Değerler kişiye gideceği yeri gösterir” 

Değerler Psikolojisi ve İnsan, Güzel İnsan Modeli kitabını okuyan rehber öğretmenlerle bir araya gelen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, değerlerin insan hayatında bir kültürel duruma dayalı olduğunu söyledi. Tarhan; “Bilim felsefecilerinin kafası şu an karmakarışık. Trafik işaretleri neyi gösterir, kendini göstermez trafik işaretleri gideceğin yeri gösterir. Değerler de öyledir. Kendilerini göstermezler, insanın gideceği yeri gösterirler. Değerler bu nedenle hayatta nasıl bir insan olacağımızı gösteren kültürel standartlarımızdır ve doğuştan gelmezler, sonradan öğrenilirler. Değerler kültürel bir standarttır. İnsanlar da genetik olarak değerleri öğrenme eğilimiyle doğar. Eskiden, insan doğuştan boş kağıt diyorlardı, koş kağıt gibi doğmuyor. Tamamen masum doğuyor. Olumlu yönde de değerlerini geliştirebilir, olumsuz yönde de geliştirebilir. Değerlerin olması, genetik olarak insanın değerleri öğrenme ihtiyacı olduğunu gösterir.” diye konuştu.

“İnsanda anlam arayışı ve teselli ihtiyacı var”

Tevhit inancının amaçlarından bahseden Tarhan; “Allah insana bu duyguları koymuş ama biz onu doğa dinlerine taparak yapıyoruz. Şimdiki gençleri bununla tatmin edemiyorsun. ‘Bana sunacağınız Tanrı kadiri mutlak, âdemi mutlak, ilmi mutlak, hikmeti mutlağa ve iradeyi mutlağa sahip olmalı, her şeye hâkim ve güçlü olmalı’ diyorlar. Bu da tevhittir. Tanrıyı aklen, akıl yürütme yöntemleri ile bulacağız. Bunun adı ise rasyonel inançtır. Rasyonel inançta tevhit inancıdır, din inancı değildir. Onun için kitabın adını din psikolojisi değil “İnanç Psikolojisi” koydum. Tevhit inancı olmadan insanlardaki hakikat bulunamıyor. ‘Din nedir?’ diye sordukları zaman geleneksel İslam’ı düşünen kişiler; din sosyal yapıdır, faydalıdır, ahlak öğretir diyorlar. Din önce varoluşsal bir kurumdur, hayatın anlamını anlatırİnsanın da anlam arayışı ve teselli ihtiyacı vardır.” dedi.

“Değerler eğitimi olmaz, değer içerikli ödev olur”

Değer içeriklerine örneklerle vurgu yapan Tarhan; “Fizik, kimyanın içinde değerler eğitimi verilmeli. Mesela fiziği, kimyayı anlatırken bir kâinat kitabı olduğunu, bunu yaratanın ne kadar mükemmel olduğunu, bunun tesadüfü var oluşla mı tasarımsal varoluşla mı olabilmesinin daha akla yakın olduğu hakkında akıl yürütme yöntemleriyle anlatmamız gerekiyor. Bunu anlatabilecek yeterli veri elimizde birikti. 2014 yılında Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü kurmuştuk, kurduğumuz zaman İlahiyat Fakültemiz yoktu ama ahlaki uzlaşma var. Ben Tasavvuf Enstitüsü’nün kaynağının doğru olacağına inanıyorum. Tasavvuf ahlak öğretisi Mevlana’ya karşı, Yunus’a karşı. Biraz Selefi bir şey var. Böyle olunca, ‘İslam ulemasının kafası böyle diye’ gençler inanmıyor, toplum inanmıyor. Mevlana’nın bir hatasını alıp kâfir diyen bazı anlayışlar var, sapık diyen anlayışlar var. Bunları da yüksek sesle savunuyorlar. Onun için bu sentezi yapmak önemlidir. Mektep, medrese ve tekke sentezine ülkemizin ihtiyacı var. Bu 3 sentezi yaptığımız zaman Türkiye’de doğru nesil yetişir. Bu orta ve uzun vadeli bir plandır. Biz en azından kendi evimizde bunu yapabiliriz, kendi öğrencilerimize bunu yapabiliriz. Değerler eğitimi olmaz, değer içerikli ödev olur.” diye konuştu.

“Egoizmin bu kadar yükseldiği bir çağ yok”

Bilinçli genç ve aile olmanın önemine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan; “2013’te Üsküdar Üniversitesi olarak Pozitif Psikolojiyi ders olarak koyduk. Pozitif Psikolojide ön ve son testlerini yapıyoruz. Bir dönem 14 haftalık kredili ders ile öğrencilerin duygusal zekâlarının yüzde 20 arttığını gördük. Ders çıktısı olarak, ‘Babamla aram düzeldi, kendimle aram düzeldi, arkadaşımı bağışladım’ diyen öğrencilerimiz oluyor. Yalan söylemenin yanlışlığı hakkında saatlerce konuşsan faydası olmaz. Yalan söylemeyi fırsat eğitimi şeklinde anlatırsan, ‘Bilinçli Aile Olmak - Bilinçli Genç Olmak’ kitaplarında bunları anlatmaya çalıştım. Gençlere karşı böyle açık olmamız lazım. İkincisi buyurgan tarzda ergenler başta yapıyor ondan sonra ters role giriyor. Onun için çocuğumuzla ya da sorumlu olduğumuz sınıf liderliğinde cepheleşmek değil, karşımıza almak değil onunla birlikte yürümemiz lazım. Egoizmin bu kadar yükseldiği başka bir çağ yoktur.” dedi.