GPD İnovasyon Ödülü Üsküdar Üniversitesinden Lale Oğuzhan’a…

Abone ol

google news logo
Giriş24 Aralık 2025

Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) tarafından gıda ekosisteminde fark yaratan yenilikçi çalışmaları görünür kılmak amacıyla düzenlenen “GPD İnovasyon Ödülleri” sahiplerini buldu. Bu kapsamda Üsküdar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Biyoteknoloji Yüksek Lisans öğrencisi Lale Oğuzhan, “Pestisit Kalıntılarının Tanısında AuNPs Tabanlı Yanal Akış Biyosensör Tasarımı” adlı çalışmasıyla ‘İnovasyon Ödülü’ almaya hak kazandı. Güvenilir Ürün Platformunun ‘Feed The Future’ programı kapsamında gerçekleştirilen ödüllerde, üreticiden teknoloji girişimlerine kadar geniş bir yelpazede geliştirilen projeler değerlendirildi.

Gıda ekosisteminde fark yaratan yenilikçi uygulamaları görünür kılmak ve üreticiden teknoloji girişimlerine kadar tüm paydaşların katkılarını desteklemek amacıyla düzenlenen GPD İnovasyon Ödülleri, bu yıl da sahiplerini buldu. 

Ödüle layık görülen projeler, Ortak Gelişim Kongresi sahnesinde kamuoyuyla paylaşıldı.

Genç araştırmacılara ilham veren bir başarıya imza attı

Moleküler Biyoloji ve Genetik lisans eğitimini Erzurum Teknik Üniversitesinde tamamlayan, yüksek lisansını ise Üsküdar Üniversitesi Biyoteknoloji Bölümünde sürdüren Lale Oğuzhan, GPD İnovasyon Ödülü ile hem gıda güvenliği hem de biyoteknoloji alanında genç araştırmacılara ilham veren bir başarıya imza attı.

Sahada hızlı ve kolay kullanım hedefleniyor

Lale Oğuzhan, geliştirdiği projenin temelinde altın nanopartikül (AuNPs) tabanlı hızlı tanı kitleri yer aldığını belirterek bu kitlerin en önemli özelliğinin sahada herkes tarafından kolaylıkla kullanılabilmesi olduğunu vurguladı. 

Oğuzhan; “Bu proje aslında ‘var/yok’ testi olarak çalışıyor. Meyvenin özütüyle çok kısa sürede pestisit kalıntısı olup olmadığı anlaşılabiliyor. Laboratuvar ortamına ihtiyaç duymadan, ihracatçıdan üreticiye kadar herkesin kullanabileceği bir sistem.” dedi.

Proje, gıda güvenliğinin sağlanmasına katkı sunarken, pestisit kalıntılarının hızlı tespiti sayesinde daha doğru karar alma süreçlerinin önünü açmayı hedefliyor.

Yöntemin temeli aynı, kullanım alanı farklı… 

Yüksek lisans tezini Behçet hastalığına yönelik tanı yöntemleri üzerine yürüten Oğuzhan, aynı biyosensör teknolojisini gıda güvenliği alanına uyarlayarak pestisit tanısında yenilikçi bir yaklaşım geliştirdi. 

Altın nanopartiküllerle hem genetik hem de kimyasal moleküllerin tespit edilebildiğini belirten Oğuzhan, bu yönüyle projenin özgün ve uygulanabilir bir çözüm sunduğunu ifade etti. Oğuzhan; “Behçet hastalığına yönelik dünyada hâlâ modern ve hızlı bir teşhis yöntemi yok. Altın nanopartiküllerle hedef geni tespit edebileceğimiz bir yöntem geliştirdim ve bu projeyle TEKNOFEST’te finalist oldum. Aynı yöntemi, daha da basitleştirerek pestisit kalıntılarının tespitine uyarlayabileceğimi fark ettim.” dedi.

Aynı zamanda Behçet hastalığında kan örneğiyle, pestisit tanısında ise gıdanın özütüyle çalışıldığını; yöntemin temelinin aynı, kullanım alanlarının ise farklı olduğunu da vurguladı.

Girişimcilik odaklı eğitim süreci devam ediyor…

Her iki proje için de patent başvurusu yaptığını belirten Oğuzhan, çalışmalarının Marmara Teknokent’te kabul edildiğini ve girişimcilik odaklı eğitim sürecinin devam ettiğini aktardı. Önümüzdeki dönemde diğer destek programlarına başvurmayı planlayan Oğuzhan, uzun vadede kendi biyoteknoloji girişimini kurmayı hedefliyor.

“Akademisyenlikten çok sahada olmayı istiyorum”

Doktora yapmayı düşündüğünü ancak temel hedefinin girişimcilik olduğunu vurgulayan Lale Oğuzhan; “Ben biraz daha sahada olmak istiyorum. Akademisyenlik çok kıymetli ama benim hedefim, geliştirdiğim tanı ve tedavi yöntemlerini dünyaya açmak. Uluslararası fuarlara katılmak, kendi biyoteknoloji şirketimi kurmak ve Türkiye’den çıkan yenilikçi çözümleri global pazara taşımak istiyorum.” ifadelerini kullandı.

“Gençlerin bunu görmesini ve cesaretlenmesini istiyorum”

Hâlihazırda öğretmenlik de yaptığını ve öğrencilerini TEKNOFEST gibi yarışmalara hazırladığını söyleyen Oğuzhan, gençlerin erken yaşta proje yazma ve fikir geliştirme becerileri kazanmasının önemine dikkat çekti. Oğuzhan; “Bir fikri projeye dönüştürmek sanıldığı kadar zor değil. Benim projelerim de uygulanabilirliği yüksek, hayata geçebilecek çalışmalar. Gençlerin bunu görmesini ve cesaretlenmesini istiyorum.” dedi.