Yeni fobimiz: Canlı bomba var

Abone ol

google news logo
Giriş11 Temmuz 2016
Güncelleme10 Nisan 2023

Yeni fobimiz: Canlı bomba varMilliyet Gazetesi Yazarı Tunca Bengin Milliyet Gazetesi’nde bugün ki köşesinde Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın görüşlerine yer verdi. Bengin, canlı bomba psikolojisi ve kötü dünya sendromuna dikkat çekiyor.

Milliyet Gazetesi Yazarı Tunca Bengin’in köşesinde konuyu şu şekilde değerlendirdi.

“Art arda gelişen terör saldırıları nedeniyle travma yaşayan toplumda “canlı bomba var” fobisi başladı. İnsanlar kalabalık yerlere gitmekten çekiniyor, gidenlerde sağına soluna endişeyle bakıyor, dahası ufacık ses duyduğunda ya da farklı bir durum gördüğünde izdiham yaşanıyor. Yani korku bir anda paniğe dönüşüyor. Bunu bayram tatilini kapsayan son 10 günde de havaalanlarında, terminallerde ve eğlence mekanlarında fazlasıyla hissettik, hatta somut örneklerine de tanık olduk. Bayram arifesinde Adana’da imama saldıran kişinin üzerinde kablo sarktığını görenler “canlı bomba” diye bağırınca camide panik çıktı. İstanbul’da biri AVM diğeri pazaryerinde olmak üzere benzer iki örnek yaşandı. Bayramın ikinci günü ise Bursa’da kavga eden üç çocuğun “canlı bomba var” şakası (!) lunaparkı birbirine kattı. Bu olayın bir benzeri de dün İstanbul Kadıköy’deki bir AVM’de oldu. Açıkçası yıllardır süren terörün etkisiyle toplumda paronaya ve buna bağlı olarak da ümitsizlik, karamsarlık duyguları had safhada.

Bu durumun “kötü dünya sendromu” nun belirtileri olduğuna dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dünya yaşanılmaz oluyor diyerek Filipinler, Avustralya ya da Kanada’ya göç eden insanlar olduğunu söylüyor.

Terörün kötü dünya sendromunu yaygınlaştırdığını ve insanların artık yeni yatırımdan, büyümekten kaçındıklarını belirten Tarhan “Böyle durumlarda savunma davranışı daha çok gelişiyor ve silah almaya itiyor insanları. Teröre karşı anti terör grupları şeklinde savaş psikolojisi oluşuyor. Şu anda Türkiye de savaş psikolojisi veya insanlarda savaş içindeyiz duygusu oluşmaya başladı. Bu çok tehlikeli bir gelişme” diyor.

Toplumdaki bu havanın dağılması için “terörle yaşamaya alışmak” gibi yanlış yönlendirmelerin de yapıldığını savunan Tarhan, şöyle devam ediyor:

“Terörle yaşamaya alış demek bir insana evinde yılan var onunla yaşamaya alış demek. Bunun psikolojideki karşılığı öğrenilmiş çaresizlik. Yani bunun çaresi yok kabullen demek.”

Peki bu durumda ne yapmak lazım ya da yapılmalı? Tarhan’ın bu soruya yanıtı da şu:

“Gerilimi artıran değil, azaltan medya ve özellikle de siyasi söylemlere ihtiyaç var. Türkiye Rusya ve İsrail’e barış elini uzatmakla bir strateji değişikliği yaptı aynı şekilde kendi içimizde de el sıkışmak ve ortak bir ses oluşturmakta fayda var. Toplumun beklentisi de bu...”

Milliyet